


Hukuki Sistemin Vatandaşları Değil, Rejimi Korumayı Hedeflediği Belirtilirken Kölelik Yasallaştı;
2021’de ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi, Batı medyasında uzun süren bir savaşın sonu olarak lanse edildi. Ancak Afganlar için savaş bitmedi; sadece şekil değiştirdi. Dünya dikkatini çekerken, Taliban gizlice vatandaşları “insan” yerine “rejime tabi” olarak gören bir hukuki sistem inşa etmeye başladı.
4 Ocak 2026’da Taliban, 119 maddeden oluşan, 10 bölüm ve üç kısımdan oluşan yeni Ceza Usul Kanunu’nu il mahkemelerine uygulamak üzere gönderdi. Süreç kamuya duyurulmadı, ulusal tartışma yapılmadı; kanun, birçok otoriter rejimde olduğu gibi gizlice değiştirilip herkesten uyması beklendi.
The Diplomat'ın haberine göre hak grupları ve Taliban denetimleri altında çalışan az sayıda gazeteci kanunu sızdırdı. Kanun, sadece bir hukuk belgesi değil; aynı zamanda muhalefeti susturmayı, toplumsal kontrolü sağlamayı ve şiddeti meşrulaştırmayı amaçlayan bir otoriter sistemin taslağı olarak görülüyor. İlk bakışta tipik bir hukuk çerçevesi gibi görünse de, devletin amacı vatandaşları korumak değil, onları kontrol etmek.
Temel Haklar Ortadan Kalkıyor
Yeni kanun, modern adalet sistemlerinin sağlaması gereken temel hakları tanımıyor. Avukat erişimi, susma hakkı veya adil yargılanma gibi haklar yok. Suçları kanıtlamada esas yöntem itiraf ve tanıklık olarak belirlenmiş, ancak zorla itiraf ve baskıyla alınan tanıklıklar için hiçbir güvence yok.
Afganistan’da istihbarat ve güvenlik güçlerinin işkence ve kötü muameleyle sıkça suçlandığı bir ortamda, bu riskler teorik değil, gerçek bir tehdit olarak duruyor.
Toplumsal Sınıflar Geri Geldi
Söz konusu gelişme Afgan toplumunu din alimleri, elitler, orta sınıf ve alt sınıf olarak farklı kategorilere ayırıyor ve her grup yasalar karşısında farklı muamele görüyor. Fakir ve marjinal kesimler ağır cezalara çarptırılırken, güç sahibi kişiler ciddi yaptırımlardan kaçabiliyor.
Analistler bu durumun sadece ayrımcılık olmadığını, toplumun kontrolünü sağlamak için yasal bir strateji olduğunu belirtiyor.
Kölelik Yasallaştı
Kanun köleliği yasal olarak kabul ediyor ve “özgür” ile “köle” bireyleri hukuken ayırıyor. Ayrıca, sadece Hanefi mezhebi takip edenler “gerçek Müslüman” olarak tanımlanıyor; diğer mezhep ve inanç grupları “yeni fikirli” veya “sapık” ilan ediliyor. Hanefi mezhebinden çıkmak suç sayılıyor ve cezalandırılıyor. Bu düzenlemeler, dini azınlıkları ve muhalifleri baskı altına almayı amaçlıyor.
Taliban Liderine Sınırsız Yetki
Kanun, Taliban liderine geniş yetkiler veriyor; “yolsuz” veya “sapık” olarak değerlendirilen kişiler için idam onayı verme yetkisi tanıyor. “İsyancı” ilan edilenler ölüm cezasına çarptırılabiliyor. Bu hükümler, siyasi cinayetleri yasallaştırıyor ve adil yargılanma şansını ortadan kaldırıyor.
Kanun, çocuk ve kadın haklarını ciddi şekilde kısıtlıyor. Çocuk istismarına yalnızca ciddi yaralanma durumunda müdahale ediliyor. Babalar, çocukları 10 yaşından itibaren namaz kılmadıkları için dövebiliyor. Kadınlar ise eşlerinin izni olmadan evden çıkarsa cezalandırılabiliyor. Dans etmek veya dans izlemek yasak ve “ahlaksız yerler” belirsiz tanımlanıyor; kuaför, berber veya halka açık mekanlar kapatılabilir.
Birleşmiş Milletler’in Afganistan İnsan Hakları Özel Raportörü Richard Bennett, yeni ceza usul kanununun Afganlar için “son derece kaygı verici” etkileri olabileceğini açıkladı.
Savaş Bitmedi Sistem Değişti
ABD’nin çekilmesinin ardından Afganistan, normalleşmek yerine Taliban’ın korku, eşitsizlik ve şiddet yoluyla hükmettiği bir topluma dönüştü.
Yeni Ceza Usul Kanunu, temel insan haklarını ihlal eden, keyfi tutuklamalara ve ağır sınırlamalara yol açabilecek bir uyarı niteliği taşıyor ve dünya tarafından göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Oksijen












