Bir Nesil Bilgisayar Başında Sabahladı!

Alen Markaryan Yazdı...
Haberin yayılanma tarihi:28 Ağustos 2019, Çarşamba

Porto maçından sonra formasını isteyen bir çocuğa sarmıştı bütün tribün...

Neydi o öyle? Hem kendi sahanda yenil hem de sana gol atan adamın formasını iste...

Celladına aşık olursun ya o hesap...

Sonra 2009 şampiyonluğunu kutlamak için Ortaköyde’ki Arena’da toplandığımızda yaklaşık 10 bin kişinin dönemin başkanı Demirören sahneye konuşma yapmaya çıktığındaki haykırış gelir kulaklarıma...

Quaresmaaa... Quaresmaaaaa...

Taraftar çıldırdı şampiyonluk istiyor misali...

İnanılmaz bir baskı.

Dayanamadı yönetim  ‘Tamam’ dedi Başkan...

Hava alanını görmeliydiniz...

Gidiş-geliş, İç-dış...

Harbi cehennemdi...

Ben anlatmayayım, gidenler anlatsın bir ara...

Sonra stattaki imza töreni,

Breh ..Breh...Breh...

Ve bu adam garip ve türlü sebepler üretilerek gönderildi...

Ses etmedi...

Ahde vefa edelim dedik ona bile izin vermedi kader...

Uçuşun olacağı Atatürk Havalimanı hava muhalefetinden dolayı kalkış izni vermiyordu zira...

Taraftarın çoğu o havada Yeşilköy yolarında kontra yedi...

Zira uçuşu Sabiha’ya almışlardı..

Geldiği gibi yollamaktı niyetimiz...

Olmadı...

Sonraki süreç yeni...

Dediler ki ‘Gelir misin bir daha…’

Geldi...

İyi takımla ve iyi oyuncularla, iyi işler yaptı...

Hiç yapmadıysa Talisca’ya kimlik kazandırdı!!!

Sevmeyeni yoktur aslında…

Kızanı çoktur

Eyvallah...

O da sinirlerine hakim olamaması ve takımı her an 10 kişi bırakabilecek yapıya sahip olmasından mütevellit...

Haklılık payı var mı insanların?

Var...

Ammmaaaa!!!

Bir oyuncunun bu şekilde kadro dışı kalması için gayri ahlaki davranışlar içinde olması gerekir...

Kaldı ki, Geçen sezon devre arası gitti gidecek söylentileri ayyuka çıkmış, Kulübün içinde olduğu ekonomik sebeplerden dolayı tatsızlıklar yaşanmış, Transferin son günü boşta kalmasın diye bir parça ödeme gerçekleşmiş, Ve sorunu büyütmeden çözüm yoluna gitmiştir...

Yani ve zaten artık bazı konuların pamuk ipliğine bağlı olduğu aşikardır...

Yaşı da gelmiştir

Ona da eyvallah...

Abdullah Avcı’nın söylemlerine baktığınızda da konunun sportif olmadığı kabak gibi orta yerde durmaktadır zaten...

Neyse....

Quaresma Beşiktaş’a gelmiş ilk dünya yıldızıdır...

Camianın bu minvalde ilk göz ağrısıdır...

Tribünlerin tutup kolundan getirdiği iki topçudan biridir...

Haa! Aklıma gelmişken söyleyeyim

‘Bana ne ben çağırmadım, ben istemedim ki’ deme lüksü yoktur kimsenin.

Tribün genel bir kavramdır.

Bireysele indiremezsiniz...

O yüzden hassas noktadır Quaresma...

Hele üstüne oynanan oyunların gölgesinde kırmızı çizgidir...

İlk gönderilişinden önce teknede yaptığımız bin kişilik iftar yemeğine çağırdığımız an geldi aklıma...

Neresini anlatayım, kitap olur vallahi...

Neler yaşadık?

Bir nesil ‘Quaresma geldi mi, Gelecek mi, Uçağı indi?’ mi diye bilgisayar başında sabahladı gecelerce...

Şimdi gitmesini uygun görenlerin, vurdum duymaz tavırlarını görünce içim sızlıyor...

Biz ne ara böyle ahde vefadan uzaklaştık...

Duygusuz taş gibi yazıları görünce şaşırıyorum...

Bu tribünün olmazsa olmazları vardı.

Görünmeyen ama tıkır tıkır işleyen kanunları vardı...

Biz ne ara böyle olduk...

Kimse ‘Gönderme’ demiyor...

Ama her şeyin bir adaleti, bir geleneği, bir hak edişi var...

Bu kadar seveni olan bir insana bu şekil reva değil...

Uygun değil

Hoş değil...

Akşam

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

7 + 7 = ?

 




En Son Haberler
AnketTümü
Yeni Sitemizi Beğendiniz mi?
 
haber yazılımı: buki