Atilla Türker'den Beşiktaşlı Yöneticilere Olay Cevap!

Geçtiğimiz günlerde kendi sosyal medya hesabından, gazeteci Atilla TÜRKER'e cevap veren Beşiktaş yönetim kurulu üyesi Şafak MAHMUTYAZICIOĞLU'na cevap gecikmedi...
Haberin yayılanma tarihi:23 Mayıs 2019, Perşembe

İşte Belgeleriyle birlikte TÜRKER'in yazısının MAHMUTYAZICIOĞLU'na cevap bölümü;

Okudunuz mu bilmiyorum, geçen hafta da belgeli bir haber yaptım. “Beşiktaş ve 150 Bin Dolar’lık ihtarname... İşte o belgeler” başlıklı bir yazı kaleme aldım.

ŞAFAK BEY BELGE PEŞİNDE...

Konu ne miydi? Şuydu:

“Gayrimenkul sektörünün önemli isimlerinden biri olan Atalay Demirbaş, 9 Mayıs 2019 tarihinde, yani geçen hafta, Umut Güner, Özen Kuzu ve Şafak Mahmutyazıcıoğlu’na noterden bir ihtarname çekerek “150 bin Dolar’ımı istiyorum” dedi.

Malumunuz, Umut Güner ve Şafak Mahmutyazıcıoğlu, Beşiktaş Kulübü’nün çok önemli iki ismi... İkisi de Fikret Orman’ın hemen yanıbaşında bulunuyor.

Özen Kuzu da ülkemizin önde gelen inşaat şirketlerinden biri olan Kuzu Grup’un CEO’su...

Ortada bir de 10 Milyon Dolar’lık bir iddia vardı..

Detaylı bir şekilde kaleme aldım.

MEVLANA’NIN SÖZÜ...

Sonra ne oldu? Haberde ismi geçen Şafak Mahmutyazıcıoğlu, 4 sayfalık bir basın bülteni yayınladı.

Şöyle bir baktım, şahsıma yönelik bir dolu hakaret var.

Güldüm geçtim.

Ben kendimi de, kimin ne olduğunu da iyi bildiğim için, Şafak Mahmutyazıcıoğlu’na herhangi bir tepki göstermedim.

Gerek duymadım.

Mevlana’nın bir sözü ile karşılık verdim.

Zaten, Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nun basın bülteninde somut bilgi ve belgeler değil, öfke ve nefret dolu söylemler vardı.

BELGELERİ BEKLER OLDUM

Ertesi gün ne oldu? Aynı Şafak Mahmutyazıcıoğlu “Ha birde unutmadan söyleyeyim, hakaretin ile alakalı suç duyurusu ve tazminat davası Cuma namazı öncesi açılacak. Bundan sonra söz bitti evraklar konuşacak” şeklinde Twitter’dan bana bir cevap yolladı.

Haliyle çok mutlu oldum. Mutluluğumu da sanal ortamdan ifade ettim.

Öyle ya, bakalım nasıl belgeler ortaya koyacaktı?

KENDİN PİŞİR KENDİN YE...

Hatırlatmamda yarar var. Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nun 4 sayfalık basın bülteni adeta kelime oyunları ile doluydu.

Öyle ki, avukatlığını yaptığı Kuzu Grup’un basın açıklamasını kamuoyunun önüne belge olarak sunuyordu.

Kendileri tarafından kaleme alınan yazıyı belge olarak ortaya koyuyordu.

Kendin pişir, kendin ye, yani.

Belge olarak sunulan bu işte.

ACABA UMUT GÜNER NİYE SUSUYOR?

Başka!.. Basın bülteninde 150 Bin Dolar mevzusu da vardı.

Diyor ki Şafak Bey “Benim haberim yok. Nitekim gerçek olduğu belirtilen tutanakta da şahsıma ait bir imza mevcut değildir...”

Yine kelime oyunu... Kendisinin imzası yok ama çok yakınındaki bazı kişilerin böyle bir süreç içinde olup olmadığını geçiştiriyor.

Nihayetinde noter aracılığı ile yollanılan ihtarnamede kendisinin de adı yer alıyor.

Ben de belgeyi yayınladım.

Aralarında çözsünler!

Bakın... Umut Güner’in sesi hiç çıkıyor mu?

Çıkmıyor.

Doğrusunu yapıyor!

KENDİSİ DEĞİL AĞABEYİ ORTAKMIŞ!

Başka? Basın bülteninde meşhur Fulya Otoparkı mevzusu da var.

Kendisi istedi, açıklıyorum.

Otopark mevzusunu kaleme aldığım süreçte, Atıf Keçeci ile bir görüşme yaptım. Beşiktaş camiasının önde gelen isimlerinden biri olan ve son Beşiktaş Genel Kurulu’nda Divan Başkanlığı yapan Atıf Keçeci ile bir süre sohbet ettim. Laf lafı açtı. Kendisine “İyi güzel de, Beşiktaş Kulübü, Fulya Otoparkı’nı ihalesiz bir şekilde Mehmet Sağın’a verdi. Mehmet Sağın’ın, başka bir şirketteki ortağı da, Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nun ağabeyi Celal Mahmutyazıcıoğlu... Elimde belgeler mevcut. Bu nasıl etik anlayış” dedim.

Kapattık telefonu... 10 dakika sonra Sayın Atıf Keçeci aradı. Keçeci “Atilla, Şafak Bey ile konuştum. Mehmet Sağın ile kendisinin değil, ağabeyinin ortak olduğunu söyledi” şeklinde durumu aktardı.

Ne yalan söyleyeyim, içimden, “Yok bir de kendisi ortak olsaymış” dedim.

KAPI GİBİ BELGELER VAR

Aynı Şafak Mahmutyazıcıoğlu, aradan 3-5 gün geçtikten sonra “Ağabeyim ile otopark işletmecisinin ortak olduğu iddiaları tamamen yalandır. Kanıtlamayan kişiler şerefsizdir” şeklinde çeşitli medya organlarında söylemlerde bulunmaya başladı.

Önce pas geçtim. Kendi kendime “Atilla, fazla üzerine gitme” dedim. Ama konuşmaya ısrarla devam etti.

Baktım olacak gibi değil, Ticaret Sicil Gazetesi’ndeki kapı gibi belgeleri sanal ortamdan peşpeşe yayınladım.

Ne mi oldu? Yayınladığım belgeleri belki görmedi, belki de başka nedenlerden dolayı olsa gerek, söylemlerine yine aynı hızla devam etti.

Tabii, hep kelime oyunu yaptı. “Ağabeyim ortak değil” derken, Fulya otoparkını kastetti.

Oysa... Ağabeyi ile Mehmet Sağın arasındaki ortaklık, CVS adlı başka bir şirkette idi.

Öyle ki bu CVS adlı şirketin adresi, Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nun iş adresi...

Belgelerde açık açık yazıyor.

Üstelik Ticaret Sicil Gazetesi’ndeki resmî bilgiler ve belgeler bunlar.

İsteyen her kişiye anında gönderebilirim.

Zaten bu yazının en altında bu belgeleri çok net bir biçimde görebilirsiniz.

2 MİLYON LİRA MEVZUSU...

Şafak Bey’in basın bülteninde “Beşiktaş’ta 2 milyon liralık 2 makbuz” başlıklı haber de yer alıyor.

Tabii ne diyor, “Hakettik biz bunu”...

Başka ne diyecek!

Unutanlar için hatırlatayım. Şafak Bey, Beşiktaş Kulübü’nde hukuk işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesi... 2 Milyon Lira’nın gittiği yer de kendisinin sahibi bulunduğu Kültür Hukuk Bürosu.

Beşiktaş Kulübü’nde birbirinden değerli avukatların bulunduğu bir hukuk departmanı bulunduğunu hatırlatmak isterim.

EVRAK NEREDE?

Ben kapı gibi belgeler yayınlarken, Şafak Bey’in kendisi benim belgeleri izah etmeye çalışıyor.

Kendisinin yayınladığı bir belge yok ama “İşte belge” diye rüzgar yapıyor.

Evraklar konuşacakmış.

Hele bir sağlam evrak bulun, sonra konuşturursunuz Şafak Bey.

HAKARET DAVASI...

Bana karşı açılan davanın konusu hakaret...

Dikkatinizi çekerim, hakaret.

Hakaret etmişim.

100 Bin Lira talep ediyor.

Tetikçileriyle başaramadı, parayla korkutmaya çalışıyor.

Tam da buldu korkacak adamı!

Devam...

CEVAP VERMEYE GEREK DUYMADIM

Şafak Bey, bu süreçte bana son bir ileti yolladı. Kendisi için paylaşmış olduğum Mevlana’nın sözünü bana hatırlattı. “Sözün doğru hali bu” dedi. Bir de şahsıma bir imada bulundu.

Tabii berbat ötesi cümleler kurarak...

Artık kendisiyle birebir uğraşarak vakit kaybetmek istemediğim için cevap vermeye gerek duymadım.

Bundan böyle belgeler konuşacaktı çünkü.

Ama yine de merak ettim. Kendisi için gönderdiğim iletinin Mevlana’ya ait olduğunu ilk dakikadan itibaren biliyor muydu acaba?

Ertesi günü cevap verme ihtiyacı hissettiğine göre sonradan mı öğrendi?

Bu sözün Mevlana’ya ait olduğunu bilseydi yine hakaret davası açar mıydı?

Aajansspor

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 1 = ?

 




En Son Haberler
AnketTümü
Yeni Sitemizi Beğendiniz mi?
 
haber yazılımı: buki