'BEŞİKTAŞ CAMİASINDAKİ FİKİR AYRILIKLARI KORKUTUCU BOYUTLARA ULAŞTI!'

Alen MARKARYAN yazdı...
Haberin yayılanma tarihi:06 Ocak 2026, Salı

Beşiktaş Camiasındaki Fikir Ayrılıkları Korkutucu Boyutlara Ulaştı;

Tribünden transfere, teknik direktörden başkan seçimine kadar her noktasıyla ayrışıyoruz... Ve bunda en sıkıntılı yer, kırıcı üslup ve dil...

Peki Buna Sebep Ne?

Tabii ki kendimce tespitlerim var... Nedenleri, niçinleri... Hepsi mevcut...

Seksenlerin sonuna kadar Fener ve G.Saray tribünleriyle mücadele ederken tribün içi tek kavgaya şahit olmamışımdır.

Küskünlükler tabii ki olmuştur ama fikir ayrılığı ve kavgayı okyanustaki kibrit çöpüyle adlandırabiliriz....

Ne zaman ki tribün mücadelesi bitti, insanlar rahata kavuştu; o zaman tribün içi husumetler, kavgalar başladı... ("Rahatlık batıyor" cümlesi buradan geliyor bence...)

Bu tehlikeyi erken görüp aksiyon almamız ve tek ses olarak Beşiktaş'ın menfaatlerine odaklanmamız ve bunu uygun bir dille camianın her kademesine kabul ettirmemiz zaman aldı...

Velhasılı, her işin başı gönülden sevme ve meşakkat... Burada anlaşalım.... Sonra "Güven"...

Yaşanmışlıklar, ödenen bedeller...

Beşiktaş'ı bilen insanların çok az olması... Bilenlerin de söz hakkının olmaması...

Düğünde o onunla konuşmuyor, onun masasını oraya koymayalım diyebilecek kadar ailesini tanıyan insanlara aç olmamız...

Birisi Adalı derken diğerinin Yücel, Çebi, Arat diye ortaya çıkmasının nedenleri bilindiği hâlde çözümleyebilecek insanların sahneyi terk etmiş olmaları...

Abi-kardeş hiyerarşisinin önemini yitirdiği, semt kültürünün yozlaşmayla yüzleştiği, Ve en önemlisi, kendi bilgisi ve geçmişiyle değil de sosyal medya baskısıyla yön çizmeye çalışılması...

Ana fikir şudur ki: Ciddi bölünmüşlük ve dejenerasyonla karşı karşıyayız... Saygı kavramı çökmek üzere ki, tehlikenin ağababası bu...

Beşiktaş'ı yönetenlerin bunlara çözüm bulması lazım... Bu bölünmüşlüğü çözmeden ejderha olsan hava... Üzülerek söylüyorum ama asla başarıyı yakalayamazsın....

Geldiğimiz nokta alarm veriyor, arkadaşlar. Fikir ayrılıkları dedik, devam edelim. Sen Sergen Yalçın dersin, diğeri Şenol Güneş; öbürü yabancı hoca diye bastırır. Biri transfer yapalım der, beriki altyapıya önem verelim diye diretir...

Kulüp başkanlığı konusunda her kafadan ayrı ses çıkmakta. Bunlara kişilerin sosyal medyada kurduğu sahte hesaplar yön vermekte.

Örnekleri çoğaltabiliriz... Ve işin en can acıtıcı kısmı, taraf olan kişilerin seçim olduktan ya da hoca geldikten sonra da aynı tarafta kalmaları...

Ya birader, sen seçilen kişiyi desteklemesen de iş bitmiş; başkan olmuş ya da hoca gelmiş. Senin görevin bir Beşiktaşlı olarak seçilen kişiye destek vermen; çünkü onun başarısı Beşiktaş'ın başarısı demek... Yok abi! Bizde öyle olmuyor!!!

Seçilen kişiye garez besleniyor, başarısız olsun isteniyor; bu minvalde sayfalar açılıyor, alttan alttan oymalar başlıyor.... İlle de kendi istedikleri adam gelecek... Kim besleniyor arkadaş bu işlerden? Yönetimler ve başkanlar hata yapabilir, bu gayet doğal...

Sen de yapıcı bir üslupla eleştirebilir, kişileri doğruya itmeye çalışırsın... Bu Rafa olayında da böyle oldu, Necip konusunda da... Bilet fiyatları ters düşüşlüğünde de...

Millet anında kafa derisi yüzen Kızılderililere dönüşüyor, kabile mızrağıyla saldırıyor...

Buyur işte, devre arası transfer dönemindeyiz. Ortalık yangın yeri.... Bu kadar borçtayken transfer olur mu diyen de var, Sezon bittiğinde mutlaka Avrupa bileti cebimizde olsun diyen de...

İşin adaleti, eğer futbolcu alımı hedeflendiyse devre arası kampı başlamadan söz kesilmeliydi... İvedilikle kampa katılım olmalıydı...

Bu konu sıhhatli tartışılamıyor mesela... Niye? Çünkü kulüp kendi bilgi ekseninde hareket etmek yerine kamuoyundan nabız yoklayarak yürümeyi tercih ediyor.

Geldiğimiz nokta alarm veriyor, arkadaşlar...

Akşam

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

1 + 1 = ?

 




En Son Haberler
haber yazılımı: buki